22 Temmuz 2017 Cumartesi

"İKİ CAMİ ARASINDA BEYNAMAZ", Birlik Platformu Başkanı: Ahmet Nedim KAYA

İKİ CAMİ ARASINDA BEYNAMAZ!..


Darb-ı Mesel bu ya;
Eskiden her yerde, bu gün olduğu gibi, İlde İlçede, Valinin, Kaymakamın, Belediye Başkanının, Hakimin, Savcının, Jandarma Komutanının, Okul Müdürünün, Öğretmenin ve mahallede Muhtarın, bakkalın, terzinin, manavın velhasıl herkesin namaz kılıp kılmadığı yine meraklı cemaat tarafından takip edilir...ankara işçi blokları 100.yıl cami mescit resimleri ile ilgili görsel sonucu

İki  büyük camisi olan bir mahallede, resmi protokol mecburiyetleri olmadıkça; Namazla alâkası olmayan ve es geçen açıkgöz bir Belediye başkanı, kendisine namazını mahallenin yukarısından soranlara  "Aşağı camide kıldım." mahallenin alt tarafından soranlara da,


 "Yukarı camide kıldım" diye yalan söyleyip durumu kurtarırmış.
Ancak yalan söylediği anlaşılınca, bölgenin ve mahallenin ileri gelenleri Belediye başkanını sıkıştırıp sorguya çekmişler.
Adam çaresiz kalınca kendini şöyle savunmaya çalışmış:
“Aşağı caminin imamı, eskiden yurt dışında Amerikada falan görevli bir imamdı. Epey görmüş geçirmiş bir " Muhterem Hoca Efendi ", ama bir zamanlar beni içkiye alıştırmıştı. Arkasında namaz kılarken içki aklıma geliyor, namazım bozulmuş oluyor.” 




“Yukarı caminin imamı da bayağı tahsilli ve benim anlayamadığım ve kavrayamadığım kadar " Derin Bir İmam " ama onu da ben içkiye alıştırmıştım. Arkasında namaz kılamıyordum. Onun için de son çare olarak kendime küçük bir mescit yaptırdım.İlgili resim


 Kendim imam, kendim cemaat oluyorum...Böylece namazlarımı duruma göre;  yukarı cami, aşağı cami veya kendi mescidimde kılıyorum. O’da olmazsa iş yerinde veya evimde ibadet ediyorum!” demiş.
Not: Bu fıkra tamamen hayal ürünü olup, günümüzün İmamlarını tenzih ederim.
                                                                                                         AHMET NEDİM KAYA

BEYNAMAZ: (Çeşitli Sözlüklerdeki anlamları)
1) İki yoldan hangisini tutacağını bilememek.
2) Şöyle mi, böyle mi yapacağını bilememek, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
3) Ne yapacağını bilememek.
4) İki yoldan hangisini izleyeceğini kestirememek.
5) Hangi tarafa yaklaşacağını ve ne yapacağını bilemeyenler için kullanılan deyimdir.
6) Namazı kılmaya mecbur olduğu zaman cemaatle kılan, kıldığı namazdan bihaber, kılsa eksersiz kılmasa namert, namaza dursa manasız.

8 Ekim 2016 Cumartesi

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ANKARA' DA - Mimar: Ahmet Nedim KAYA

                                       BİRLİKTEYİZ

            BİZ BİRLİKTE OLDUKÇA,
            DÜNYA YERİNDE DURDUKÇA,
            BİRLİK PARKI KALDIKÇA,
            BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ.

                                           BİZ BİRLİKTE OLDUKÇA,
                                           DÜNYA YERİNDE DURDUKÇA,
                                           TÜRKİYEMİZİ KORUDUKÇA,
                                           BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ.
                                                                                                                     Ahmet Nedim Kaya

                                  Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çiftlik arazisinde 

GAZİ, ÇİFTLİĞİ 2016 DA TEKRAR İNCELERKEN : " Anlaşıldı ki Memleketi, eski düşmanlarından tekrar kurtarmak ve yeniden tam bağımsız hale getirmek gerekiyor. "

dediğini duyar gibi oluyor insan.

13 Kasım 2015 Cuma

Konut / Mesken (mal) Sahibi, Kiracı ve Apartman (Site & Blok) Yöneticileri için. "ÖNEMLİ VE FAYDALI BİLGİLER"

Konut Sahibi, Kiracı ve Yöneticiler İçin; 

ÖNEMLİ BİLGİLER

1. Apartman ve site aidatları nasıl belirlenir?
Müstakil bir yaşam, bugünün şehir koşullarında artık çok zor! Apartmanlar, siteler, toplu konutlar... Birlikte yaşamanın getirdiği zorunluluklar ise bizlerin daha güvende ve konforlu bir hayat sürmesine olanak sağlıyor. İşte bu noktada ödememiz gereken bedellerden biri de, aidat! Aidatlar nasıl belirlenir? Ödemek zorunda mıyız?
Bahçeden apartman girişine binalarda ortak yaşam alanlarının bakım ve temizliği, sitelerde ayrıca havuz, spor salonu ve tenis sahası gibi sosyal alanların bakımı ve temizliği ile ilgili ortak giderler, mülk sahiplerinden toplanan paradan karşılanır. Aidat da mülk sahiplerinin her ay ödemek zorunda oldukları bu para demektir. Ve ne yazık ki, aidat ücretleri çoğu zaman ve özellikle bina veya sitede yaşayan kişi sayısının artmasıyla doğru orantılı bir soruna dönüşebilir. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince daire sahipleri, aralarında ortak görüş sonucunda başka bir karar almadıkları sürece apartman aidatını eşit bir şekilde ödemekle yükümlüdür. Kanunda apartman aidatıyla ilgili yasal maddeler de yer alır. 20. maddeye göre daire sahipleri apartman görevlisi, kaloriferci, bahçıvan ve güvenlik görevlisi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak; apartmanın sigorta primlerine ve tüm ortak alanların bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ve bir de yönetici aylığı gibi diğer giderlere ise arsa payları oranında katılım sağlamalıdır.
Aidat ne zaman ödenmelidir?
Apartman aidat miktarı ve ödeme tarihi, kat sahiplerinin ortak kararıyla apartman toplantısında belirlenir. Apartman aidatlarını ödemek ile yükümlü kişi, ev sahipleridir. Ancak daire sahibi, mülkü kiraya verirken kira sözleşmesine kiralayan kişinin aidatı ödeyeceği maddesini ekletebilir. Bu durumda aidatı kiracı öder.
Aidat ödemek zorunlu mudur?
Daire sahipleri, ortak sosyal alan ve tesislerden yararlanmak istemeseler veya ihtiyaç duymasalar da gider ve avans payını ödemek zorundadırlar. Hiç aidat ödemeyen ev sahipleri hakkında yönetici, yönetim planı ve kanunun esaslarına göre dava açabilir, icra takibi başlatabilir.
Apartman aidatını gününde ödemeyenler için ise, ödemede geciktiği günler için aylık %5 gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Gün başına bir faiz işlemiyor. Bir gün de gecikse, 30 gün de gecikse aynı faiz oranı işler.
Ayrıca asansör veya bahçeyle ilgili bir konuda ekstradan oluşan giderlere kat sahibi veya kiracısının kusurlu bir hareketi neden olmuşsa, ödemeyi yapan diğer kat maliklerinin gidere sebep olan kişiye rücu hakları vardır. Yani ödemenin tamamının veya ona düşen payın geri ödenmesini isteyebilir. 
2. Kiracı hakları hakkında bilmedikleriniz... 
Gayrimenkul kiralama işlemlerinde kira kontratını imza atan mülk sahibi ve kiracının yasal hakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen haklardan oluşuyor. Peki sizler, hangi hak ve yükümlülüklere sahipsiniz biliyor musunuz?
KİRA KONTRATI 
Mülk sahibinin kiralanan mülkün kullanımı veya da kullanıma ilaveten mülkten faydalanmasını kiracıya devretmeyi, kiracının da bu durumla birlikte önceden belirlenen kira bedelini eksiksiz ödemeyi kabul ettiği sözleşmedir. Kontratı imzalayan mülk sahibi ve kiracı, kira kontratında bulunan maddeleri eksiksiz yerine getirmelidir.
* Kira kontratı, belirli ve belirli olmayan süreler için yapılabilir. Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona eren kontrat belirli süreyi kapsar. Süre belirtilmemiş kontratlar, belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılıyor. Bu süre zarfında kiracıların güncelleştirilen hakları neler bir göz atalım.
KİRACI HAKLARI
* Ev sahibi, kira kontratının süresi dolmadan kiracıyı evden çıkaramaz. Kontrat süresi bitimine bir ay kala ev sahibi, kiracısına ihtarname çekmediği sürece, söz konusu kontrat kendiliğinden yenilenir ve süresiz kontrat niteliğine sahip olur.
* Kiracı, kiraya verenden kiralanandaki ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir. Bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve yaptığı masrafı kira bedelinden düşebilir. Ayrıca kiracı, kiralananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebilir.
* Kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir.
* Kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına devredebilir.
* Kiracı, kiraladığı evden yeteri kadar yararlanamazsa yani evin sorunları varsa kontrat süresinin dolmasını beklemeden haklı gerekçesini bildirerek evden çıkabilir.
* Evin demirbaş niteliği taşıyan bölümleriyle ilgili tadilatların bedelini ev sahibi karşılar. Ancak, kendi zevki doğrultusunda yapacağı değişikliklerden kiracı sorumludur.
* Kiracının apartman yönetiminde sorumluluğu olmasa da, ev sahibinin kendisine vekaletname vermesi halinde apartman yöneticisi dahi olabilir..
* Kiracı, kiraladığı evden çıkarken eve bir zarar vermemiş ve, evi aldığı gibi bırakmışsa depozitosunu alma hakkına sahiptir. Kontrat imzalanırken kiraya verenin aldığı bu depozitonun bedelinin 3 aylık kira bedelinden yüksek olmaması gerekir.
* Kanun gereğince, depozito banka aracılığıyla tahsil edilir. Güvence olarak belirlenen depozito bedeli, kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, vadeli bir tasarruf hesabına yatırır. Banka iki tarafın rızasıyla bu parayı geri verebilir. Kiraya veren, kontratın sona ermesini izleyen üç ayda kiracıya karşı bir dava açtığını, icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmediği takdirde banka, kiracının isteği üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. Aksi durumda kiraya verenin zararı, depozitodan düşer.
* Kiracı evi kiraladığı zamanki şeklinde teslim etmek zorunda olsa da kullanımdan dolayı oluşan eskime ve yıpranmalardan sorumlu tutulamaz.
* Ayrıca kiralanan mülkte özenli bir şekilde ve komşularına saygılı da kira sözleşmesinin fesh edilmesine gerek kalmadan sürecin sonlanmasını sağlar.
* Kentsel dönüşüm sebebiyle evden tahliye durumlarında, kiracı devletten iki aylık kira yardımı alma hakkına sahiptir.
KİRACI YÜKÜMLÜLÜKLERİ
* Yasalar kapsamında kiracıların yükümlülükleri arasında yer alan en kesin ve temel kriter, kira bedelini düzenli olarak ödenmesidir.
* Kira kontratı üzerinde kira ödeme tarihi belirtilmemiş veya söz konusu mülkün bulunduğu bölgeye özel bir uygulama söz konusu değilse kira ödeme tarihi her ayın sonu olarak belirlenir.
* Kiracı kira tutarını ya da ödemesinden sorumlu olduğu diğer tüm kalemleri ödememesi halinde ev sahibi ya da kiraya veren taraf kimse, kira sözleşmesini fesh etme hakkına sahiptir.
* Kira sözleşmesini kısmen veya tamamen değiştirmek, kiraya verenin yazılı izniyle mümkündür.
EV SAHİBİNİN HAKLARI
* Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, kontratta amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve kontrat süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, kiracı aleyhine değiştirilemez.
* Ev sahibi kiracıya ilişkin herhangi bir olumsuz durumun söz konusu olması halinde, ihtarname çekebilir.
* Kiraya veren, bazı haklı nedenlerin olması halinde kiracısına tahliye davası açabilir: Kiranın ödenmemesi, ev sahibi veya birinci dereceden yakınlarının o mülke ihtiyacı olması, kiracının eve taşındıktan sonra tahliye taahhüdünü imzalamış olması, evde zorunlu olarak bir tadilat yapılması veya kiraya konu olan evin başka birine satılmış olması ve yeni ev sahibinin bu eve ihtiyacı olması.... (Evin yeni sahibi, kontrat bitmeden kiracıyı çıkartamaz, dava açmak için ise 6 ay beklemesi gerekir.)
* Kiraya veren, kiracıya site veya apartman aidatını ödememesi, komşuluk ilişkilerine önem vermemesi ve kontratta yazan herhangi bir maddeye riayet etmemesi gibi durumlarda ihtar çekebilir.
* Kiraya veren, içeride kiracı olsa da kiralanan mülkte yenilik ve değişiklikler yapabilir. Bu süre içerisinde kiraya veren, kiracının menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür.
* Ev sahibi, kira bedeline dair kira tespit davası açabilir. Buna konu olan evin değerinde bir artış olması gereklidir. 
3. Konut satın aldıktan sonra yapmanız gereken yasal işlemler
Konut satın alma, belediye ve tapu aşamaları gibi yasal işlemleri de beraberinde getirir. Bu aşamalarda nelere dikkat etmeniz gerektiğiniz biliyor musunuz?
Satın alacağınız evi sonunda bulduysanız ve ödeme planında da karara vardıysanız şimdi sırada yasal prosedürleri gerçekleştirmek var. Ev sahibi olma teşebbüsünüzle birlikte yasal süreçleri de başlatmış olursunuz. Yasal işlemler, sıkıcı ve uğraştırıcı gibi görünse de, sorun çıkmadığı durumlarda bir veya iki gün içerisinde tamamlayabileceğiniz bir süreçtir. Alım sürecinde ve sonrasında çeşitli cezalarla karşılaşmamak için gerekli mevzuatları harfiyen yerine yetirmeniz gerekiyor. Bakalım belediye ve tapuda neler yapmalısınız?
Belediye
Konutun bağlı bulunduğu belediyeden rayiç bedelin belirlenmesidir. Rayiç bedel, belediyenin belirlediği mahallenin metrekare bazında en alt limitten yüksek olması şartı ile evin satın alma bedelini, belediyeye bildirdiğiniz ve belediyenin de resmileştirdiği bedeldir.
NOT: Bedeli, doğru beyan etmeniz önemlidir. Yoksa ceza ödemek zorunda kalırsınız. Bu yüzden bu işlemleri sıkı takip etmelisiniz. Sizin adınıza emlakçı veya ev sahibinin bu bedeli düşük belirlemesine izin vermemelisiniz. Eğer rayiç bedelini düşük beyan ettiyseniz, pişmanlık dilekçesi ile aradaki tapu harcı farkını ödeyerek yükseltebilirsiniz.
Tapu
* Rayiç bedelinizi belirledikten sonra alıcı ve satıcı ayrı olarak yüzde 2 tapu harcını tapunun anlaşmalı olduğu bankaya tapu döner sermaye bedeli ile birlikte yatırmalıdır. Harçlar yatırıldıktan sonra gerekli evraklar ile tapuya başvuruda bulunabilirsiniz. Gerekli evraklar kısaca; kimlik aslı ve fotokopisi, satıcıdan bir, alıcıdan iki vesikalık fotoğraf, tapu aslı ve fotokopisi, rayiç bedel alınırken belediyeden alınacak olan evin borcu yoktur yazısı, kredi kullanılacaksa bankanın ipotek evrakları...
* Tapuya evrakların teslim ettikten sonra, aynı gün içerisinde satış işlemini yapabilirsiniz. Randevu sistemi varsa bu işlem iki güne sarkabilir.
* Evin yasal olarak birden fazla sahibi varsa, tapuda bizzat bulunmaları ya da vekalet vermeleri gerekir. Diğer türlü satıcı sadece kendi üzerine düşen payını satabilir.
* Alınacak evin üzerinde ipotek varsa, alıcının ipoteği kabul etmesi şartı ile ipotekli olarak konut satışı yapılabilir. Ancak, ipotekli bir konutu alan kişi, ipoteğe sebep olan borcu da kabul etmiş olur. Tapu dairesi, gayrimenkulün üzerinde ipotek olduğu konusunda alıcıyı yazılı ve sözlü olarak uyarır.
Miras kalan gayrimenkuller
Miras yolu ile edinilen gayrimenkuller için, miras bırakanın öldüğü tarihten itibaren, dört ay içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmelidir. Tahakkuk eden vergilerin ise üç yılda altı eşit taksitte ödenmesi gereklidir.
Vergiler haricinde miras kalan gayrimenkulün, mirasçının adına tapuda tescil edilip, mirasçının kendi adına tapu alabilmesi için, binde 9 oranında harç ödemesi gerekir. Veraset ve intikal vergisinin tamamının ödenmesi gerekmese, bu ödemenin yapılmış olması, o gayrimenkulün mirasçı tarafından satıldığı aşamada önemli oluyor.
Devam eden projeler
* İnşaat proje aşamasındayken veya kaba inşaat halindeyken satın alınan gayrimenkullerde evin bedeli kısmen ya da tamamen ödenmiş olmasa da, inşaat bitmeden tapu verilmiyor. Dolayısıyla alıcı, evi teslim almadan herhangi bir işlem yapmıyor. İşlem için tapusunu almayı bekleyecek ve bu süreçte emlak vergisi de ödemesine gerek yok.
* Kat irtifaklı arsa tapusu aldıysa da arsa tapusunu aldığı yılın sonuna kadar ilgili belediyeye, emlak vergisi bildirimi yapmalıdır.
Kooperatifler
Kooperatiften ev alacaklar, inşaatı sürecinde emlak vergisi ödemiyorlar.
Çünkü kooperatif arsasının emlak vergisini, kooperatif tüzel kişiliği öder. Evler tamamlanıp tapu alındığında, yeni gayrimenkul edinenlerle ilgili işlemleri yapmak gerekiyor. 
4. Yeşil sadece bir renk değildir
Yeşil mimarı, yeşil binalar veya sürdürülebilir yapılar... Son yıllarda daha da sık karşımıza çıkmaya başlayan bu ve benzer tanımları pek önemsemediyseniz, size bir haberimiz var: Geniş kapsamlı bir anlayışı temsil eden bu sözcüklerle önümüzdeki yıllarda daha çok karşılaşacaksınız. Binaların tüm aşamalarda; hem içinde yaşayanlara hem yakın çevresine hem de doğaya daha az zarar verecek bir anlayışla tasarlanması anlayışını kısaca; yeşil mimari olarak tanımlayabiliriz.
Küresel ısınma, mevsimlerdeki hissedilebilir değişiklik, çevresel felaketler, azalan temiz su kaynakları; dünya genelinde güçlü bir çevre koruma bilinci oluşturdu. Sürdürülebilir mimarlık veya yeşil binalar da şüphesiz ki son 30 yılda gelişen bu ekolojik bilinçin bir uzantısı. Doğayla ve çevresiyle barışık, kendi içinde sürdürülebilir sistemlere sahip binalar, gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir yaşam alanı bırakmamız için yapılabilecek birçok şeyden biri.
Bu anlayışın tek amacı veya sonucu ekolojik değil. Dünya'da üretilen tüm enerjinin %40'ını binalar ve yapılar tüketiyor. Önümüzdeki 20 yılda dünya gelişimini ve politikaları en çok etki altında bırakması beklenen iki faktörün enerji ve temiz su ihtiyacı olacağını varsayarsak binalarda sağlanacak ciddi bir dönüşümün hem küresel hem de ülkemiz ölçeğinde büyük bir olumlu etki yapacağını düşünmek yanlış olmayacaktır.
Enerji yatırımları artıyor olsa bile enerji ithalatımız da hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Konut sektöründeki gelişme, sanayide kaydedilen büyüme ve artan nüfus, ülkenin enerji açlığını da kaçınılmaz şekilde artırıyor. Sürekli daha fazlasını üretmeye çalışmakla uzun yıllar içinde üstesinden gelinmesi muhtemel bir sorun. Özellikle konutlardaki tüketimi kontrol altına almak, doğru ısı dağılım ve transferine sahip binalara sahip olmak bu noktada çok önemli. Tekrar hatırlatalım binalar dünya üzerinde üretilen tüm enerjinin %40'ını tüketiyor. Taşıma ve ulaşım araçlarında kullanılan enerjide bu oranın %25-30 seviyesinde olduğunu belirtirsek oranları daha anlamlı kılmış oluruz.
Elimizde daha yeşil ve enerji açısından daha verimli bir bina olması tek başına yeterli olmayacaktır. Enerji tüketimi yüksek inşaat makinelerinin kullanımı, proje sahasının kötü aydınlatılması, gereğinden fazla su harcanması gibi yapım sürecindeki tüketimler, binanın belki de yıllar içinde sağlayacağı tasarrufu değersiz kılacağı için önemlidir.
Uzun bir listeye sığabilecek kadar çok unsuru ve şartı yerine getirmeyi amaçlayan sürdürülebilir ve yeşil mimari akımında öne çıkan birçok unsurdan bir kısmını listelemek gerekirse:
• Verimli ısıtma ve soğutma yapabilecek iklimlendirme sistemleri
• Enerji dostu verimli aydınlatma ekipman ve sistemleri
• Su tasarruflu banyo, mutfak elemanları ve tesisat sistemi
• Güneşten doğru şekilde faydalanabilecek mimari plan
• Doğal yaşam ve çevreye asgari zarar
• Rüzgar veya güneş gibi alternatif enerji kaynaklarından faydalanma
• Sentetik olmayan ve zararsız malzeme kullanımı
• Yakın çevreden temin edilmiş hammaddeler
• Eski binaların uyumlu bir şekilde yeniden kullanılması
• Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılması
• Verimli alan kullanımı
Son olarak bu sadece inşaat sektörünün omuzlayıp taşıyabileceği bir misyon ya da yük olmaktan uzaktır. Tüketicilerin ve yatırımcıların yeşil mimari konsepti anlayarak sindirmeleri, orta vadede kendileri için de karlı bir yatırım yaptıklarını anlamaları gerekiyor. Her şeyi az tüketen, doğru yerden doğru zamanlarda güneş ışığı alan, kendi peyzajını ve düzenlemelerini kendi atık su geri kazanımı ile sulayan, ortak alan aydınlatmalarını güneş panelleri ile sağlayan bir yapı, içinde yaşayanları da yatırımcısını da şüphesiz mutlu edecektir. İnsanlar yukarıdaki liste ile ilgili daha çok soru sormaya başladıkça sektörün buna daha hızlı şekilde cevap vermesi olasıdır. 

13 Aralık 2014 Cumartesi

MEVLANA VE İNOVASYON ( YENİŞİM )

DÜN, DÜN'LE GİTTİ CANCAĞIZIM, 

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK   

LÂZIM...
                    Mevlana Celaleddin Rumi _ 1207 - 17 Aralık 1273
MEVLANA  VE  İNOVASYON  ( YENİŞİM )
Mimar, Ahmet Nedim KAYA
" Günümüzde geçmişi tekrar yaşamak mümkün olmadığına göre, geçmiş ancak ders almak ve bugün yeni bir şeyler yapmak için kullanılacak bir zaman dilimidir. "
Hiç yan yana gelecek kavramlar gibi durmuyor. Ancak bildiğimiz işadamı profilinden farklı bir resim çizen Halil Kulluk, inovasyonu anlattığı sunumlarda Mevlana'dan örnekler veriyor. Mesnevi'de inovasyonla ilgili kavramların olduğunu duyduğumuzda, hatta Mevlana'nın duygusal zekanın tanımlanmasından çok daha önce duygusal zekayı tarif ettiğini öğrendiğimde daha çok şaşırdım.
Halil Kulluk, liseden sonra İngiltere'de Nottingham Üniversitesi'nde Üretim Mühendisliği ve Yönetim Bilimleri Bölümü'nde lisans eğitimini almış ardından ABD'de Carnegie Mellon Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamış. Daha sonra Robotik Enstitüsü'nde araştırma mühendisi olarak çalışan Kulluk, burada kendi araştırma merkezini kurmuş ve İmalat Bilimleri, Endüstriyel Otomasyon, Robotik ve Yapay Zeka konularında ders vermeye başlamış. İşte bu dönem içinde Mevlana ve İnovasyon arasındaki bağı keşfetmiş.
İNOVASYON DEĞİL YENİŞİM
Uluslararası İnovasyon ve Girişimcilik Konferansları düzenleyen Halil Kulluk İntekno firmasının da sahibi. Mevlana ve inovasyonu nasıl yan yana getirdiğini sorduğumuz Kulluk, "yeni bir fikri uygulamaya geçirmek ve ticari olarak üretilebilir hale getirmek" anlamına gelen İnovasyon kelimesi yerine Yenişim sözcüğünü kullanmayı tercih ediyor. Sebebini de şöyle anlatıyor:
 Kullandığımız kelimeler çok önemli.
Mahatma Gandhi ;
Söylediklerinize dikkat edin; düşünceleriniz olur. 
Düşüncelerinize dikkat edin eylemleriniz olur. 
Eylemlerinize dikkat edin; alışkanlıklarınız olur. 
Alışkanlıklarınız karakterinizi, 
Karakteriniz de kaderinizi oluşturur.
Bana göre kelimeler düşünce ile davranış arasında birer köprü. Dolayısıyla kelimelerin insan davranışı üzerinde etkisi var. Bu nedenle bir kavram özümüzden, değilse bir türlü yerine oturtamıyoruz. O teknoloji de bize yabancı kalıyor. Ben inovasyon yerine 'Yenişim' diyorum. İnovasyon kavramının içerdiği 'yeni', 'iş' ve 'şimdi' kelimelerinin birleştirilmesinden ' Yenişim' kelimesini türettik. Bunu Anadolu'nun herhangi bir köyündeki bir nineye söyleseniz bile tam olarak olmasa bile az çok ne yaptığınızı anlar." diyor.
Dünü dünde bırakmak, gelecek için dünden ders almak ve bugün yeni bir şey yapmak. Bunu başarabildiğimiz zaman toplum ve devlet olarak hiçbir engele, hileye ve tuzağa düşüremezler kanaatindeyim.
Saygılarımla,
100.Yıl Birlik Parkı Platformu
Ahmet Nedim Kaya

MEVLANA VE İNOVASYON ( YENİŞİM )

DÜN, DÜN'LE GİTTİ CANCAĞIZIM, 

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK   

LÂZIM...
                    Mevlana Celaleddin Rumi _ 1207 - 17 Aralık 1273
MEVLANA  VE  İNOVASYON  ( YENİŞİM )
Mimar, Ahmet Nedim KAYA
" Günümüzde geçmişi tekrar yaşamak mümkün olmadığına göre, geçmiş ancak ders almak ve bugün yeni bir şeyler yapmak için kullanılacak bir zaman dilimidir. "
Hiç yan yana gelecek kavramlar gibi durmuyor. Ancak bildiğimiz işadamı profilinden farklı bir resim çizen Halil Kulluk, inovasyonu anlattığı sunumlarda Mevlana'dan örnekler veriyor. Mesnevi'de inovasyonla ilgili kavramların olduğunu duyduğumuzda, hatta Mevlana'nın duygusal zekanın tanımlanmasından çok daha önce duygusal zekayı tarif ettiğini öğrendiğimde daha çok şaşırdım.
Halil Kulluk, liseden sonra İngiltere'de Nottingham Üniversitesi'nde Üretim Mühendisliği ve Yönetim Bilimleri Bölümü'nde lisans eğitimini almış ardından ABD'de Carnegie Mellon Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamış. Daha sonra Robotik Enstitüsü'nde araştırma mühendisi olarak çalışan Kulluk, burada kendi araştırma merkezini kurmuş ve İmalat Bilimleri, Endüstriyel Otomasyon, Robotik ve Yapay Zeka konularında ders vermeye başlamış. İşte bu dönem içinde Mevlana ve İnovasyon arasındaki bağı keşfetmiş.
İNOVASYON DEĞİL YENİŞİM
Uluslararası İnovasyon ve Girişimcilik Konferansları düzenleyen Halil Kulluk İntekno firmasının da sahibi. Mevlana ve inovasyonu nasıl yan yana getirdiğini sorduğumuz Kulluk, "yeni bir fikri uygulamaya geçirmek ve ticari olarak üretilebilir hale getirmek" anlamına gelen İnovasyon kelimesi yerine Yenişim sözcüğünü kullanmayı tercih ediyor. Sebebini de şöyle anlatıyor:
 Kullandığımız kelimeler çok önemli.
Mahatma Gandhi ;
Söylediklerinize dikkat edin; düşünceleriniz olur. 
Düşüncelerinize dikkat edin eylemleriniz olur. 
Eylemlerinize dikkat edin; alışkanlıklarınız olur. 
Alışkanlıklarınız karakterinizi, 
Karakteriniz de kaderinizi oluşturur.
Bana göre kelimeler düşünce ile davranış arasında birer köprü. Dolayısıyla kelimelerin insan davranışı üzerinde etkisi var. Bu nedenle bir kavram özümüzden, değilse bir türlü yerine oturtamıyoruz. O teknoloji de bize yabancı kalıyor. Ben inovasyon yerine 'Yenişim' diyorum. İnovasyon kavramının içerdiği 'yeni', 'iş' ve 'şimdi' kelimelerinin birleştirilmesinden ' Yenişim' kelimesini türettik. Bunu Anadolu'nun herhangi bir köyündeki bir nineye söyleseniz bile tam olarak olmasa bile az çok ne yaptığınızı anlar." diyor.
Dünü dünde bırakmak, gelecek için dünden ders almak ve bugün yeni bir şey yapmak. Bunu başarabildiğimiz zaman toplum ve devlet olarak hiçbir engele, hileye ve tuzağa düşüremezler kanaatindeyim.
Saygılarımla,
100.Yıl Birlik Parkı Platformu
Ahmet Nedim Kaya

11 Temmuz 2013 Perşembe

YORUM: "Gezi Parkı Fantezi''si ve 100.YIL BİRLİK PARKI GERÇEĞİ!..."

Ankara / Çankaya "100.yıl birlik parkı" aynı imarlaşma kararlarından geçen sene mahkeme kararları ile kurtarıldı.
Ancak idare/Ankara b.belediyesi aynı ısrarında 2013 yılında da devam ediyor.
Yeni 2013 yılı süreci ise mahkeme kararlarını uygulamamak ve hukuku atlatmak ve yok saymak temeline dayanmaktadır.
Ancak mimarlar odası Ankara şb, şehir plancıları odası Ankara şb, peyzaj mimarları odası Ankara şb. Ve parkı kullanan bölge sakinleri tarafından açılan iptal davalarında ilgili mahkemeler keşif ve yürütmeyi durdurma kararları vermiş durumdalar. Hukuk süreci devam etmektedir.
Türkiye bir hukuk devletidir. Kanunlarla idare edilir ama kanun devleti değildir.
Hukuk ve idare mahkemeleri ile Danıştay kararları ve bu kararların değişmezliği, herhalde b.belediyesinin enteresan meclis kararları ile çarpıtılarak yok edilecek değildir.
Plan tadilatlarının, samimi ve kamunun yararına olması, mevcut kanun yönetmelik ve plan notlarına uygun olarak yapılması belediye meclislerinin ve mahalli idarecilerin 1.2.3. Ve (n). İşleri olması makamlarının tek ve değiştirilemez hedefi ve ideali olmak zorundadır.
" halka hizmet hakka hizmettir " dediği zaman, insanları hiçbir şekilde tasniflemeden bu uygulamayı yapabilen,
"şehr' ül emin = şehir emini = bütün davranışlarından emin olunan ve şehirli ile şehirin her konusunun emanet edilebildiği,
"belediye başkanı = şehiri, şehirlilere vekaleten yöneten ve onların isteklerini gerçekleştirebilen ve en iyi, en ekonomik ve en mutlu yaşama şartlarını oluşturabilen
kişi ve kişiler, herkesin ve her kesimin güveneceği ve seçeceği insanlardır.
BİZLER,
VALİLERİMİZE
KAYMAKAMLARIMIZA
BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA
MUHTARLARIMIZA
APARTMAN YÖNETİCİLERİMİZE
KOMŞULARIMIZA
VE BELKİ DE EN ÖNEMLİSİ KENDİMİZE GÜVENMELİYİZ.
Güven' in birinci şartı nefsi ve şahsi davranışlardan sıyrılarak, gerçek düzgün bir insan olabilmek ve her şart altında adaletli davranabilmektir.
Bunu becerebildiğimizde;
valilerimizden, kaymakamlarımızdan,
belediye başkanlarımızdan,
muhtarlarımızdan,
apartman yöneticilerimizden,
komşularımızdan,
kendimizden sonuç olarak;
cumhurbaşkanımızdan,
TBMM den, başbakanımızdan,
bakanlarımızdan,
siyasi partilerimizden,
hukuk sistemimizden iç ve dış güvenlik sistemimizden eğitim ve sağlık sistemimizden
yeraltı ve yer üstü doğal zenginliklerimizden ve sayabileceğimiz diğer kıymetlerden emin olur ve güveniriz.

Kendinden emin olan ve kendine güvenen kimseler; ailede, okulda, iş hayatında, cemiyette ve muhalefet olsun iktidar olsun siyasette de soru sorar ve sorgular , hak ve hukuklarını, bilgi ile, yılmadan ve medeni cesaretle arar ve sonuca ulaşır
Pek uygun ve etik olmayan şartlar olsa da bütün yöneticiler aramızdaki karakterlerdir.
Hepimizin bildiği; namuslular namussuzlar kadar cesaretli olmadıkça veya büyük insan Nasrettin Hoca' nın fil ve timur hikayesi, tercih serbest...
Selamlar

Ahmet Nedim KAYA

28 Şubat 2013 Perşembe

“Gökçek Gerçek Büyükşehir Hizmetlerini Yapsın”

Ankara- Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Yüzüncü Yıl bölgesinde Büyükşehir Belediyesi’nin yapılaşmaya açtığı Birlik Parkı'na bitişik bölgede Çankaya Belediyesi'nce yapımı sürdürülen Füsun Sayek park alanın da düzenlediği haftalık basın toplantısında Birlik Parkı, Füsun Sayek Parkı ve Çankaya Belediyesi’nin Çukurambar çevresinde projelendirdiği yeşil kuşak çalışmaları hakkında proje görselleri eşliğinde bilgiler aktardı.

Kim Çankaya’ya yeşil alan kazandırırsa elini öperim...

Basın toplantısı sırasında Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e de bir çağrıda bulunan Başkan Tanık, “Çankaya Belediyesi olarak hiç kimseyle çatışma diye bir derdimiz yok. Aksine halka hizmet için işbirliği ve dayanışmaya hazırız. Yeter ki hizmet yapılsın ve bizim hizmetlerimiz engellenmesin. Büyükşehir Belediyesi bizim park olarak projelendirdiğimiz mülkiyetimizdeki bir arazide park çalışması yapacağım derse, bırakın engellemeyi, kendilerine en içten biçimde teşekkür ederiz. Çankaya’ya kim ki bir avuç yeşil alan kazandırırsa, Çankaya Belediye Başkanı olarak buradan açık biçimde duyuruyorum, o kimsenin elini öpmeye hazırım” dedi.

Birlik Parkı gözden çıkarıldı...

Birlik Parkı’nın Katılım Ortak Payı (KOP) olarak nitelendirilen bir bölge olduğunu, bazı kimselerin yargının verdiği karara dayanak yaparak vatandaşlardan katılım payını toplayarak rant elde etmeye çalıştığını belirten Tanık, Büyükşehir Belediyesi’nin daha önce bu durumdan kalkarak bölgenin yüzde 30’luk bölümünü ticari alan ilan ederek bu sorunu giderecek bir formül ürettiğini hatırlattı. “Ne olduysa bu iki yıl içinde oldu. Nasıl bir uzlaşma hasıl oldu bilemiyoruz. Ama Büyükşehir Belediyesi eski önerisinde ısrar etmek yerine 90 milyonluk kamulaştırma bedelini ödeyemem diyerek, park alanını 2 katı büyüklüğünde konut ve ticaret kullanımında yapılaşmaya açtı. Üstelik buranın park olanı olduğunu bile bile burada mülkiyet toplayarak rant sağlamaya çalışanları afişe edip onlarla mücadele edeceğine, Çankaya Belediyesi’yle mücadele etme yöntemini seçti” diyen Tanık, bölge halkının Birlik Parkı’na sahip çıkmak için verdikleri mücadeleyi kentli yurttaş olma bilinci açısından çok önemli gördüklerini ve desteklerini ifade etti.

Çukurambar bölgesinde ihale edilen parkın yapımını engelleme çabası hukuksal ve ahlaki değil!

Çankaya Belediyesi’nin bölgede Birlik Parkı’na alternatif olarak projelendirdiği Füsun Sayek Parkı’nın yapımının sürdüğünü ve bu alanın Ağustos’ta halkın kullanımına açılacağını ifade eden Tanık, bölgedeki yeşil koridorun devamında park yapımına yönelik proje ve uygulama çalışmalarının tüm hızla sürdüğünün altını çizdi. Çukurambar yeşil koridorunun kuzey ucundaki alan için proje hazırlandığını, açık ihale gerçekleştirildiğini ifade eden Tanık, "Yani herkesin bilgisi dahilinde 7 aylık bir süreç geçti, hiçbir itiraz olmadı. Ama ihaleyi alan müteahhit alana girdiğinde Büyükşehir Belediyesi’nin engellemesiyle karşılaştı. Büyükşehir Belediyesi bu alanın önce kentsel dönüşüm alanı olduğunu söyledi, bu kararın yargı tarafından bozulduğu anlaşılınca bu sefer kamulaştırma yapıldığı iddia edildi, bölgenin Düzenle Ortaklık Payı(DOP) sonucu oluşmuş üzerinde mülkiyet olmayan kamu alanı olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılınca bu sefer bölgenin 30 bin m2den büyük olduğu için Büyükşehir Belediyesi’nin yetkisinde olduğu iddia edildi, bunun da yürürlükten kalkan yasaya ait bir hüküm olduğu açık biçimde kendilerine gösterilince, en son olarak cadde kenarındaki park yapımının Büyükşehir’de olduğu iddia edilmeye başlandı. Görüldüğü gibi amaç baştan belli... Bütün çaba bu amaca gerekçe üretebilmek için... Bir başka iddia da Büyükşehir Belediyesi’nin alana yönelik proje hazırladığı ve ihaleye verdiği iddiası... Ortada tüm parkları kapsayan torba ihale dışında ihale yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve kayıt yok. Eğer ihaleye verilmişse niye bölgeye ihaleyi alan şirketin araçları değil de Büyükşehir Belediyesi’nin araçları giriyor o zaman” diye sordu.

Bölgeye yeşil kuşak kazandıracağız...

Çankaya Belediyesi’nin Çiğdem Mahallesi’nden başlayarak Birlik Parkı’nı da içine alarak Çukurambar’a uzanan yeşil koridor içinde bir dizi park projesi yaptığını, Kamu İhale Kanunu uyarınca açık ihale biçiminde gerçekleştirilen ihaleyi yüklenen yüklenici ile sözleşme yapıldığı ve park yapımı için alanın kendisine teslim edildiği bilgisini veren Tanık, “Burada yapmak istediğimiz 50 bin m2’ye yakın bir yeşil alanı Ankaralıların hizmetini sunmak... Bunun ilk parçası olarak 7000 m2’lik bölümün inşaatını yapmaya çalışıyoruz. Bu niçin engellenmeye çalışılır, bunu anlamak mümkün değil. Biz burayı birilerine rant kazandırmak için değil, kent rantından halkı yararlandıracak bir hizmet için, bölgeye yeşil alan kazandırmak için kullanıyoruz. Biz Büyükşehir Belediyesi kamusal alanları, yeşil alanları vb. bireysel rant amacıyla yapılaşmaya açtığı zaman karşı çıkıyoruz. Büyükşehir Belediyesi bize bir alanı rant amaçlı değil toplumsal amaçlı olarak kullanmaya çalıştığımız için karşı çıkıyor ve engellemeye çalışıyor. Fark buradadır. Büyükşehir Belediyesi burayı Çankaya yaparsa siyaseten güç kazanır kaygısı ile burayı bizim yapmamızı istemiyorsa; Büyükşehir’de bizim mülkiyetimizde bile olsa projelendirdiğimiz herhangi bir parkın yapımını üstlenebilir, hatta hazırladığımız projeleri de kendilerine veririz. Yeter ki Büyükşehir Belediyesi Çankaya’da halkın yararına bir çivi çaksın, değil engellemek, en büyük destekçisi oluruz. Çankaya Belediyesi olarak hiç kimseyle çatışma diye bir derdimiz yok. Çankaya’ya kim ki bir avuç yeşil alan kazandırırsa, Çankaya Belediye Başkanı olarak buradan açık biçimde duyuruyorum, o kimsenin elini öpmeye hazırım, Büyükşehir Belediye Başkanı kedi kuklası ile uğraşacağına kent bütününe yönelik kapsamlı ve gerçek Büyükşehir hizmetlerini gerçekleştirsin” diye konuştu.
22.05.2012